Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğüm Hakkında

50 yaşına merdiven dayamış bir genç olarak  Sabancı Üniversitesi’nde geçen yıl Executive MBA program ile tezsiz yüksek lisans yapmaya başladık. Bu programın  bir  parçası olarak bu gün  2 haftalık ders programına dahil olmak için Newyork’a Columbia Üniversitesi’ne doğru yola çıktık. Yola çıkarken bu 14 günü elimizden geldiğince iyi anlatabilmek adına, öğrendiğimiz ya da daha derin farkına  vardığımız her şeyi konsantre bir şekilde bu günlükte tutmaya karar verdim. Hamd olsun yoğun bir eğitim temposunun içinde,  ülkemizden  ayrılırken geride bıraktığımız birçok sorumluluktan da sorumlu olmaya devam edeceğimiz  bir bilinç seviyemiz var. Daha az uyuyarak bu 14 günü ilham aldığımız özetlere dönüştürmeye  gayret edeceğim.  Ancak şunu fark ettim ki  insanın iş hayatının bir döneminde alınan bu tür eğitimler sadece değişim ve gelişim gereksinimi duyan insanlar için faydalı olabilir. Bu yüzden  bu tür eğitimlere  şirketlerin maddi  katkı desteğinin dışında  zorlama bir desteği olmasının efektif olmayacağına inanıyorum.  Yani  şirketin zorlaması ile bir eğitime  katılan insan ile  kendisi  talep ettiği, arayışının ve emeğinin sonucu olarak  bu eğitimlere gelen kişilerin  gün sonundaki kazanımları şüphesiz  farklı olacaktır.  Bu günlüğün derslerle  ilgili kısımlarında  yazılanlar okuyanların yenice duydukları bilgiler olmayabilir.  Ancak gelişim ihtiyacındaki  kişilerin değişim bakış açısı ve bilinciyle okuduklarından ilham alabileceklerine ve birçok konuda farkındalıklarının artacağına eminim.  Bu 14 günü iki farklı bölüm şeklinde yazdım. Birinci bölüm sadece gün içinde yaşadıklarımın  özeti. Bu kısmı kendi sitemde yayınlıyorum.  Columbia Üniversitesi’nin telif hakkı olabileceği düşüncesi ile derslerin özetlerini ikinci bölüm olarak sadece kendi özelimde saklıyor olmak durumundayım.

Columbia University
Önümüzdeki 2 hafta boyunda derslerimizi işleyeceğimiz salon
Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, 1.Gün, 27 Nisan

27 Nisan 2019, İstanbul

Sabah  05:40 da uyandım, günün rutinlerini tamamlayıp çekirdek aile kahvaltısı yaptıktan sonra bavulumu hazırladım. 14 günlük uzun bir yolculuğa çıkıyor olsam da, seyahat süreçlerimde panik yapmayan birisi olarak  evden çıkmadan sadece 2 saat önce bavulumu hazırladım. Uzun bir yolculuğa çıkacağımı aylar öncesinden bilsem de bu bende bir panik hali oluşturmuyor. Gittiğimde de uzun bir yolculuğa çıkacağımı aylar öncesinden bilsem tde şunu da unutmuşum dediğim bir şey olmadı. Sonra genel olarak her sabah yaptığım gibi  mihmandarlıklarını üstlendiğim arkadaşlarımın bana gönderdikleri günlükleri okudum. İçlerinden iki tanesi normal günlüklerinden ayrı olarak okudukları  kitap özetlerini paylaşmışlardı. Ben de onları  okuyarak güne başladım diyebilirim.  Kitaplardan birisi  Pulitzer ve Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan John Steinbeck’in “Fareler ve insanlar” adlı eseriydi.  Diğer kitap ise Elon Musk idi.  Özetleyen arkadaşlarımızın  kurduğu itinalı cümleler sayesinde  kitapları okumuş kadar oldum. Hatta hemen bu özetleri okumasının faydalı olacağını düşündüğüm kişilerle  paylaştım.  İkinci kitapta  bahsedilen  bir konu birden farkındalığımı arttırdı.  Elon Musk sıra dışı bir adam.  Ben onu uzaktan izlediğimde  Amerika’nın daha büyük fırsatlar ülkesi olmasının ona katkısı haricinde kendisinin de farklı bir özelliği olduğunu Okumaya devam et “Columbia Günlüğü, 1.Gün, 27 Nisan”

Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, 2.Gün, 28 Nisan

28 Nisan 2019, Pazar

Sabah 02:30 da  uyandık, Türkiye saati ile 9:30. Şimdi biraz yarım kalmış işlerimizi tamamladık, internetten gazeteleri okuyup biraz da maillerimizi cevapladık. Bu arada ebebek çalışanları ile start up bir şirkette çalışmak üzerine bir anket formu hazırlamıştım, onu  tamamladım. Bu anketin sonuçlarını bir makaleye  dönüştürmek için anketi şirkete Pazartesi atmayı planlıyorum.  Birkaç kere uyuma denemesi yapmamıza  rağmen  toplam 3,5 saat uyku  ile güne devam ettik. Ardından son kalan maillerimizi  temizleyip kahvaltıya indik. Türkiye’den gelirken yanımızda Eda’ya bir kutu börek getirmiştik. Planımız hafta sonuna kadar odadaki buzdolabında saklamak ve ona teslim etmekti. Ancak odamızda  mini bar bile olmadığını görünce elimizdeki kutuyu aşağıda kahvaltı mekanının dolabında saklayıp saklayamayacağımızı  sorduk. Misafir ilişkilerindeki genç arkadaş bunun üzerine  odamıza  portatif bir mini bar gönderdi ve sorunumuz çözülmüş oldu.  Okulumuz burada kalacağımız odaları ayarlarken tek kişi kalmak isteyenlerden otelin fahiş bir fark istediğini  belirtmişti, sadece bu yüzden değil aynı zamanda yalnız kalmanın can sıkıcı olacağını da düşünerek iki kişilik oda tercih etmiştik. İyi ki de öyle yapmışız zira çift kişi kalanların odası  tek kişi kalanların odasından tam üç kat daha büyük.  Bu sayede 14 günümüz  daha konforlu geçecek gibi gözüküyor.

Otelimiz çok eski bir binanın restorasyonu ile dönüştürülmüş gibi duruyor, Okumaya devam et “Columbia Günlüğü, 2.Gün, 28 Nisan”

Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, 3.Gün, 29 Nisan

29 Nisan 2019 Pazartesi

Bir önceki gece 23:00 da yatmış olmama rağmen tüm gece aralıklarla uyandım. En son 03.20’te uyandığımda ise uykumu almış hissettiğimden tekrar uyumadım. Sanırım bir yanım Türkiye’deki işlerin sorumluluğunda olduğundan oranın mesai saatiyle işlere yoğunlaştık.

Diğer taraftan sabah başlayacak olan derslerimizle ilgili hazırlıklar yaptık. Bu kadar erken kalkınca günün daha bereketli geçeceğini hissedebiliyorsunuz. Central Park’ta yalnız başıma yarım saat bir yürüyüş yaptım. Ne gariptir ki ne zaman yurt dışına çıksam çok hızlı bir mukayese süreci başlıyor beynimde. Muhtemelen bu mukayese durumu sizlerde de oluyordur. Parkı, bahçesi, mağazaları, trafik kuralları gibi daha birçok konuda aklınıza geldiği andan itibaren kontrolünüz dışında bir  karşılaştırma prosesine giriyor beynimiz. Yürüyüşümü yaparken günü benim gibi daha verimli kullanmaya çalışan  onlarca insana rastlıyorum. Koşan, yürüyen bisiklet antrenmanını yapan bu insanlara baktıkça yine mukayese sürecine başlıyorum. Son yıllarda Türkiye’de spor ve sağlık artan bir trend haline gelse de şehirlerimizin alt yapılarının da buna elverişli hale getirilmesi gerekiyor.

Park koşusu ve yürüyüşünün ardından otele gelip hazırlanmaya başladım. Okumaya devam et “Columbia Günlüğü, 3.Gün, 29 Nisan”

Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, 4.Gün, 30 Nisan

30 Nisan 2019 Salı;

Geceden yemek  yemeden erkenden  yatınca bir önceki gün olduğu gibi saat 03:00’te  zımba  gibi ayaktaydım. Uyanır uyanmaz Türkiye ile irtibatlı işleri aradan çıkararak gün içi ders konularına  göz  gezdirme fırsatı yakalıyorum. Ardından bir gün öncesinden aklımda kalanları yazıya dökmeye başlıyorum. Böylelikle inşaAllah  Türkiye’ye döndüğümde  anılarımın bir kaydı olmuş olacak.  Bu arada yurt dışında  eğitimde olduğum bilindiği için hem maillerle hem de telefonla sıklıkla meşgul edilmediğimi de itiraf etmeliyim. Saat 06:00 civarı telefonuma  gelen bir Central Park yürüyüş  daveti ile  5 dk içinde parka ulaştım.  Sabancı’dan iki arkadaşımızla yaklaşık 7 km yürüyüp otele döndük, şu ana kadar parkın keşfetmediğimiz  mekanlarına da bu sayede ulaştık, içinde iki tane göl ve bir hayvanat bahçesi olduğunu da  görmüş olduk. Çok güzel resim  çekilecek mekanlar vardı.

Otelimize  dönüp duşumuzu aldıktan sonra  hızla hazırlanıp okulun yolunu tuttuk. Metroya kadar Belçikalı arkadaşımız Heiko ile yürürken onun trene bizden daha pratik bir yoldan bindiğini keşfetmiş olmak bu sabahın önemli bir kazancı oldu.  Okumaya devam et “Columbia Günlüğü, 4.Gün, 30 Nisan”

Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, 5.Gün, 1 Mayıs

1 Mayıs 2019 Çarşamba

Sanırım  bünyemiz alışmış olacak ki bu kez hiç uyanmadan 5,5 saatlik  kesintisiz bir uyku ile   enerji kazandım. Ancak dün fazla yürüyüş ve spor yapmış olmanın sorumluluğu ile bu sabah tekrar parka gitmedim. Üstelik dünden aldığımız bazı ödevlerin  tamamlanması gerekiyordu ve  yine sabah 03:00’e doğru uyanınca verimli şekilde ders çalışabildim ve ödevlerimizi tamamladım. Bugün Türkiye’de 1 Mayıs resmi tatil olduğu için birkaç günlük rapora bakmanın ötesinde yapılacak bir iş yoktu.  Otelin kapısında 3 arkadaşımızla buluşup okulun yolunu tuttuk. Gerçekten bu yaşta okul temposu bana çok eğlenceli  geliyor. İstanbul’da içinde bulunduğumuz yaşamın bir parçası olarak soluduğumuz hava,içtiğimiz su, yediğimiz gıdalar bizim maruz kaldığımız günlük stresle birleşince vucüdumuza  biz farkına varmadan toksin denen zehirli yükler bindiriyormuş. Belirli yeme içme  programları ile bu zehirlerin  atılmasına da detoks deniyor sanırım. Ben de burada memleketten ayrı olarak bir eğitim programını  bir arınma programı niteliğindeki beyin detoksuna benzetmeye başladım. Metro ile 8 duraklık seyahatimizden sonra  okulda kahvaltımızı yaparak sınıfa girdik. Masalarımızda bu kez yeni bir hediye olarak  gün boyu ders işleyeceğimiz Profesör Adam Galinsky’nin “Arkadaş ve Düşman” Kitabı vardı.  Ekip içindeki  kişiler ne zaman arkadaşındır, ne zaman iş birliği yapacağın kişilerdir, ne zaman düşmanındır  ve bu ilişkiyi nasıl dengelersin  konularını içeren bir kitap.

Her gün olduğu gibi dersin başında fakülte direktörü Okumaya devam et “Columbia Günlüğü, 5.Gün, 1 Mayıs”

Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, 6.Gün, 2 Mayıs

2 Mayıs 2019 Perşembe

Burada erken yatıp erken kalkmayı  rutinimiz haline getirmek harika hissettiriyor. Sanırım hangi kıtaya gidersek gidelim, hamd olsun alışkanlıklarımızı hızlıca adapte edebiliyoruz. Bu sayede hem Türkiye’deki işlerimizden uzak kalmamayı başarabiliyoruz, hem de erken kalktığımız için ders çalışabiliyor ve sabahın tüm  enerjisini yüksek konsantrasyonla daha verimli hale getirebiliyoruz.

Bu sabah 03:00’te uyanıp hem maillerimi temizledim hem de tekrar okulda aldığımız notların üzerinden geçerek günlüğüme kaydetmeye devam ettim. Diğer taraftan sınıftan bir arkadaşımı saat 06:00’da  Central Park’a keyifli yürüyüşüme davet ettim. Günün erken saatlerinde, yatakta uyuyor olmak ya da otelde vakit geçirmek yerine burada olmayı tercih etmemden çok mutluyum zira bu başlangıç gün içinde bana dinginlik kazandırıyor.Önceden de belirttiğim gibi gökdelenlerin arasında kalmış bir doğa harikası olan bu parkta göllerin kenarından geçerek, kuş sesleri eşliğinde yürüyüşümüzü yapıyoruz. Doğa her zamanki gibi çok ilham verici, üstelik bizler gibi dinlenme ihtiyaçları da yok! 🙂 her gün yenileniyorlar. Okumaya devam et “Columbia Günlüğü, 6.Gün, 2 Mayıs”

Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, 7.Gün, 3 Mayıs

3 Mayıs 2019 Cuma 

Her zaman olduğu gibi 03:00’te kalktık ve Türkiye’de mesai başladığı için hem memleketteki işlerimizle ilgilendik hem maillerimizi yanıtladık hem de ödevlerimizi yaptık. Bu sabah anket ödevimiz vardı, ayrıca bir HBR makalesinin okunup gelinmesi istenmişti. Biraz da bunu bahane ederek bugün sabah park yürüyüşümüze gitmedik. Biz okula gitmeden whatsapp’tan Efe’nin sunum videosu geldi. Babasından daha başarılı bir İngilizce sunum yaptığı kesin.

Sabah kahvaltıda arkadaşlarımızdan biri geçen hafta sonu Jersey Garden’dan aldığı indirimli mont fiyatının daha da düşmüş olmasına verdikleri tepkiyi anlattı. Bunu duyunca onlara 3 yıl önce “TUMİ” ile yaşadığım müşteri deneyimimizi anlattım. Genel merkezlerine son derece profesyonel bir şekilde perakendeci bir gözle deneyimlerimi, çözüm önerimlerimle birlikte tespitlerimi anlatan bir sunum göndermiştim. Sonrasında ise benim bu şekilde bir beklentim olmamasına rağmen firma bana 549 Usd lik çantayı bedelsiz hediye olarak göndermişti. Bana gönderilen hediyenin benzerine nasıl sahip olabileceklerine dair onlara tüyo verdim, sonrasında emek sarf edip etmediklerini bilmiyorum. Bu arada sabahtan otel ile yazışarak yarın ziyaretime gelecek olan Eda için pazarlık yaptık. 600 USD ücreti zar zor 460 USD ye indirebildik. Tabii nerede olursak olalım pazarlık bizim işimiz😊

Aklımızın aynı anda iki ülkede olması kapasitemi Okumaya devam et “Columbia Günlüğü, 7.Gün, 3 Mayıs”

Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, 8.Gün, 4 Mayıs

04 Mayıs 2019 Cumartesi

Sabah 06.00’ya kadar uyuyarak rekor kırdım bu sefer.  Ancak bu fazla uyuma rekoru değil. Bu benim Amerika’daki ilk kez geç kalkma rekorumdu. Kahvaltı öncesi maillerimle ilgilendikten sonra onlinedan gazete okudum. 08:30’da kahvaltımızı ediyoruz. Eda kendi ders notlarının bense kendi ders notlarımın üzerinden geçmek üzere ekran başındaydık. Açıkçası günü yakalamak için bu çaba çok önemliydi.

Yürüyüş yapmak üzere parka gitmeye karar verirken otelin kapısında yürüyüşe gidecek arkadaş grubumuzla karşılaştık. Dışarı çıktığımızda yağmur yağıyordu. Bir süre devam ettik ancak birkaç yüz metre gitmeden arkadaşlarımız daha fazla ıslanmayalım diyerek döndüler. Biz ise en yakın AVM’de vakit geçirdik.  Bu AVM’de Amazon’a ait iki tane  fiziki mağaza var.  Birincisi Amazon Book Store; tahmin edeceğiniz üzere bir kitap mağazası. Amazon.com’da popüler olan 100-150 çeşit kitap ürünlerini de içeren bir mağaza. İkincisi ise daha önceden de bahsettiğim, Amazon’un satın aldığı Whole Foods. Bu markete girerek özellikle kasa incelemesinde bulunduk. Zira buradaki kasa-sıra yöntemi birkaç gündür bizim dikkatimizi çekiyor. Renkler ve sıra numaraları vererek işleyen sistemleriyle, nasıl bir ek verim elde ettiklerini  çözmeye çalışıyoruz. Hemen  bir kağıt kalem alıp kasa organizasyonunu kara kalem ile krokiye  dönüştürdüm. Memlekete dönünce bizim çizimi sağ olsun binbir hüner Semih Okumaya devam et “Columbia Günlüğü, 8.Gün, 4 Mayıs”

Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, 9.Gün, 5 Mayıs

5 Mayıs 2019 Pazar

Sabah 06.00’da kaliteli bir uyku alarak güne dinç başladım. Oda arkadaşımla beraber birkaç arkadaş saat 07:30’da bisiklete kiralamayı düşünmüşler. Eda’ya bisiklet sürme teklifimizin ardından biz de onlara katıldık. Ancak bugün de yağmur yağıyordu dolayısıyla grubun büyük çoğunluğu kararından vazgeçti. Biz, Eda ve oda arkadaşım ile devam  kararı aldık. Central Park’ın başlangıç köşelerinden Columbus Circus’a kadar uzanan bazı yollar trafiğe kapanarak polislerle çevrilmişti. Sanırım Başkan Trump geliyor diye şakalaştık. Zira hemen orada birde Trump Tower binası bulunuyor. Yağmurlu havada  bisiklet kirasında daha büyük indirim alabileceğimizi düşünerek pazarlık ettik ancak firma  sahibi olmadığı için teklifimiz  kabul görmedi. Biz de diğer güzel alternatifimiz olan, parktaki büyük göle doğru yürüyüşümüze başlamaya karar verdik. Biz Türk’lerin klasik sohbetidir,  burası çok güzel bizde neden yok, bizde şu var, bu yok derken büyük göle geldik bu gölün çevresinde fotoğraflar çekilerek güzel anlarımızı birer anıya dönüştürmek istedik. Yağmur hafif hafif yağmaya devam ederken, orada bulunan bir köprüden geçiyorduk ki tam bu anda ileride bulunan kalabalık grup dikkatimizi çekti. Zira davranışları biraz tuhaftı, ne olduğunu anlamadık ama bir konuda inceleme yapar gibiydiler. Sonrasında bizi biraz gürültü yapar bulmuş olmalılar garip bir sessizlik uyarısı yaptılar. Bize sordukları sorulardan ve kuş sesi taklidi yapmalarından yola çıkarak, kuş cinsleri üzerine gözlemler yapan bir grup olduklarına karar verdik. Türk  olduğumuzu söyleyince onlar bizim başkanımıza biz de onların başkanlarına espri ortamında karşılıklı laf yetiştirdik. Ekip liderinin bizim İstanbul’dan geldiğimizi öğrenince bahsettiklerinden yola çıkarak, Büyük Çamlıca Tepesi’ndeki kuşları incelediğini de anlamış olduk. Biz nasıl gittiğimiz Okumaya devam et “Columbia Günlüğü, 9.Gün, 5 Mayıs”