Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, 14.Gün, 10 Mayıs

10 Mayıs 2019 Cuma

New York’ta son zamanlar sahur için yatağımdan kalkmasam da gece birkaç kere uyanıp birkaç yudum su içebiliyorum. Fakat dün gece kesintisiz uyuduğumdan, su içemeden niyetlenmiş oldum. Uzmanların ezberlediğimiz su hatırlatmalarını, kendi ağrılı deneyimlerimle bir kez daha anlıyorum. Yeterince su almadığımızda  baş ağrısı çekilmez boyutta olabiliyor.

Erken uyanmama rağmen bu baş ağrısı ile ödevleri yapmaya konsantre olamadım. Bu süreyi otelde baş ağrısı ve yapılmamış ödevle geçirmek yerine okula erken gitmeyi tercih ettim. Sızlanmak yerine harekete geçin felsefesi diyebiliriz 🙂 Sanırım bu davranışımla, yani otel odamda oturmak yerine okula gelerek, neden burada olduğumu aslında unutmasam da kendi kendimi uyarmış oldum. Böylelikle vakit daraldıkça 15 dakika gibi kısa bir süre kendi adıma  başarılı bir çalışma yapıp tam zamanında sisteme Okumaya devam et “Columbia Günlüğü, 14.Gün, 10 Mayıs”

Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, 15.Gün, 11 Mayıs

11 Mayıs 2019 Cumartesi

Nihayet dönüş günü geldi.  Gece yarısı uçağımız var ve ben uçağın çıkış kısmına oturabilmek için gece küçük bir mesai  harcadım. Ancak uğraşım sonuç vermedi ve tam uyumak üzereydim ki, Türkiye’den ekip arkadaşım bir mesaj yolladı ve yerlerimizin  ayarlandığı müjdesini paylaştı. Ayaklarımızı uzatarak daha konforlu bir seyahat yapabilecek olmanın rahatlığı ile yatmış ve sabah ortalama saatimden biraz daha fazla uyuyabilmiştim. Oda arkadaşım  bugün niyetli değildi. O kahvaltıya  gittiğinde  ben günlüğüme  ekleyebileceğim daha fazla  notla  ilgilendim.  Oteldeki check out saatimiz  12:00 olduğu için  onlar kahvaltıdan sonra farklı yerlere gittiler ancak ben daha aheste  davrandım.  Duşumu aldım son hazırlıklar derken odamızdan ayrılarak bavullarımızı otelimize teslim ettik.  8 saat için kişi başı herkesten 10 usd  bavul bekletme ücreti aldılar.  Yıllardır  birçok seyahatimde belkide 100 den fazla  otelde konakladım ancak bu hizmet için ilk defa  para alındığını gördüm.

Ardından  otelden çıkarak Central Park’ta  gezinti için bisiklet kiraladık.  Oldukça keyifli bir deneyimdi. 1 saatten  uzun bir süre  hızlı ve tempolu olmadan keyifle bisiklete bindik, aslında benim için biraz riskliydi ancak arkadaşım çok istemişti ve ben de onun motivasyonunu Okumaya devam et “Columbia Günlüğü, 15.Gün, 11 Mayıs”

Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, Son Paylaşım

13 Mayıs Pazartesi

Merhaba Sevgili Dostlarım;

Artık sizlerle paylaştığım “Columbia Günlüğüm” ün son kısmına geldik. 15 gün memleketten, sevdiklerimizden, işlerimizden uzakta, üzerimizdeki sorumluluklar ile ilgili almamız gereken önemli günlük kararlar olmasına rağmen öğrenme tutkumuz için uzaklarda derslerde dikkatle notlar alıyor, ödevler yetiştiriyor, vakaları çözümlüyorduk. Bu sürede hem gördüklerimizden ilham almaya hem de yeni fikirlere karşı beynimizi daima açık tutmaya çalıştık. Peki nedeni hakkında biraz kafa yormaya ne dersiniz?

8.065 km uzakta, yeni bir şeyler öğrenme gayretini fedakarlık  olarak tanımlamamız sanırım yanıltıcı olmaz. Yaşımız, konumumuz, deneyimlerimiz, yaptığımız ufakta olsa başarılı işler ben bilirimci tavırlara sebebiyet vermemeli. Aksine yeni şeyler öğrendikçe, cahilliğimizi ve hamlığımızı hissetmeliyiz. Belirli seviyelere geldiğimizde yerimizi koruyabilmemizi sağlayacak hatta daha da ilerletecek yeni bilgiler oturduğumuz yerden, çaba sarf etmeden, yalnızca akıllı telefonlarımıza bakarak veyahut ara sıra birkaç kitap okuyarak ayaklarımıza gelmiyor maalesef. Bu kolaya kaçma meselesinden Okumaya devam et “Columbia Günlüğü, Son Paylaşım”

Yazılarım

Olumluya Yorma Kültürümüz

Sevgili Dostlarım;

Bu yazımda bir konu üzerine derlediğim önemli iki kelimenin anlamını paylaşmak istiyorum. Bizlerden daha fazlasını biliyor ya da hayatınızda uyguluyor olabilirsiniz, ancak öyle olsa bile bir kez daha farkındalığımızın artmasında yarar var. Bazen bu önemli ayrıntı dikkatimizden kaçabiliyor ve kendimizi yeni hatalar zincirinin içinde bulabiliyoruz hatta bir bakmışız kör kuyunun içindeyiz ve buradan çıkmakta güçlük çekiyoruz. Günümüz dünyasında fark etmesekte bizleri olumsuz düşünceye sevk eden bir çok yönlendirmeye maruz kalıyoruz. Bu bazen evimizde, bazen iş yerimizde, bazen okulumuzda, bazen ülkemizde yaşanan bir durum ile ilgili olabiliyor. Etrafımızda bir dünya olumsuz düşünceye sahip insan olunca bizim düşünce yapımızda da eksen kayması olabiliyor. Görmediğimiz, bire bir şahit olmadığımız nice olayda insanları suçlayabiliyor, sorumlu tutabiliyoruz. Bu konuda yakın çevremizde destekçilerde olduğunda her şeyden emin olduğumuzu ZANnedebiliyoruz. Lafı uzatmayalım, Okumaya devam et “Olumluya Yorma Kültürümüz”

Yazılarım

Bardağın Dolu Yarısı

Şüphesiz hiçbirimiz mükemmel değiliz  hatta kendimiz ile ilgili bir değerlendirmede çoğumuz kendimizin kusursuz olmadığımızı sözde itiraf ederiz. Her şeyi bilmediğimizi ve daha öğreneceğimiz çok şey olduğunu da söyleriz.  Ancak diğer  taraftan bu söylemlerimizde kendi samimiyetimizi sorgulamadan özellikle hoşnut olmadığımız insanları ağır şekilde yargılamak üzerine bilinçli ya da bilinçsizce konuşur dururuz. Bir de bu insanlar yanımızda değillerse, uzaktaysa hatta bizim yorumlarımızı duyma ihtimalleri de pek yoksa eleştiri cümlelerinde kantarın topuzunun biraz kaçması da muhtemel. Hele hele konu siyasetçiler ise o zaman zaten atış serbest.

Cümlelerimiz “ben şunu sevmiyorum”, “bundan nefret ediyorum” diye başladığında ise bilinç altımızda tamiri pek mümkün olmayan hasarların Okumaya devam et “Bardağın Dolu Yarısı”

Yazılarım

Genç Arkadaşlarımızın CV’lerindeki Sorumluluğumuz

İşveren cephesinde iş başvuruları incelenirken son yıllarda çok moda bir tespit ve rahatsızlık var. Genç arkadaşlarımızın CV’lerine bakıyoruz ve çok sık iş değiştirmelerinden dolayı onları eleştiriyoruz. Hiçbir yerde dikiş tutturamamış ya da iş beğenmiyorlar damgasını vuruyoruz, kendimize göre kök neden olarak ta onların uyumsuzluklarını, sabır etmemelerini, üniversiteyi bitirir bitirmez kendilerini yüksek mevkilerde gördüklerini gerekçe gösteriyoruz. Sonrada işin içinden çıkmak için çok kolay bir savunma cümlemiz daha var; “bu yeni kuşak böyle işte”, “Y kuşağı bunlar” vs vs. Peki niçin çuvaldızı başkasına batırırken kendimize iğneyi bile batırmak aklımıza gelmiyor.

Öncelikle iletişim çağındayız ve internet Okumaya devam et “Genç Arkadaşlarımızın CV’lerindeki Sorumluluğumuz”

Yazılarım

B.O.R – Ben Oldum Rahatlığı

Sosyal yaşantımızda, iş hayatımızda ya da siyasette her gün ortaya çıkan gizli bir tehlikeyi farklı açılardan bir kez daha dile getirmenin yararlı olacağına inanıyorum.

“Ben Oldum Rahatlığı” bulunduğu konumlara ve süreçlere, en başından ya da farklı zamanlarda girmiş herkes için zaman içinde büyük bir zaaf olabiliyor. Belki sizlerde zaman zaman bu duruma düşen insanlar için “metal yorgunluğu mu var” diye söylenilmeye başlandığını duyuyorsunuzdur. Oysa insanlar maden değildir ki yorgunlukları metale benzesin. Ancak bu süreci anlatmak için ironik bir tanım olarak metal yorgunluğu tabiri kullanınca bizde maden yaklaşımı ile örtüşmesi için bu anlatıma “BOR” diyelim izninizle.

Ulaştığı noktayı en üst seviye olarak gören, zaten yapılacak başka bir şey kalmadığını düşünen veya daha da kötüsü BOR içine girdiğinin farkında olmayan  insan, farkında olmadan öğrenme sürecini kendisi için sonlandırmış oluyor. Okumaya devam et “B.O.R – Ben Oldum Rahatlığı”

Yazılarım

Doğru Karar Verdim mi?

Çoğu zaman önümüze çıkan seçeneklerden bir tanesini seçeriz  ve üzerinden belirli süre geçtikten sonra da verdiğimiz kararın doğruluğundan ya da yanlışlığından bahsederiz.

Acaba verdiğimiz karar doğru mudur? Geçenlerde girişimcilerle ilgili bir davette bir startup sahibi ile sohbet ediyordum. Kendisine iş modelinin mutlaka fiziki lokasyonlarla desteklenmesinin başarılarını arttıracağını düşündüğümü söylediğimde bana cevap olarak;

“Biz birkaç  deneme yaptık ve fiziki noktalarımızı kapatma kararı aldık” dedi ve ardından verdikleri kararın ne kadar doğru olduğunu savunan bir sürü tutarlı gerekçe saydı. Benim cevabım ise aslında siz bu saydıklarınız da haklısınız ve gerekçelerinizin arkasında durduğunuz da, kararınızın doğru karar olduğunu söyleyebiliyorsunuz oysa bu kararınıza “doğru karar” demek yerine en çok “inandığımız karar” demek daha doğru olmaz mı dedim. Bu kez fiziki Okumaya devam et “Doğru Karar Verdim mi?”

Yazılarım

Su İçmeyi Ne Kadar Biliyoruz

Yıllardır çevremde yakın bulduğum kişilere suyu bardaktan içme imkanı varken şişeden su içmenin zarif bir davranış olmadığı geri bildirimi vermeye çalışırım. Bunu neden önemsediğimi bilmiyorum lakin vücudumuzun %72 sini oluşturan hayatımızda ki en önemli varlıklardan birisi  ve sanırım su ile ilişkimizin önemli olduğuna inanıyorum.

Ancak günümüz toplumunda bunun çok önemsendiğini pek gözlemleyemiyorum.  Beş yıldızlı otellerde, üst düzey toplantılara katılanlar bile masalarda bardaklar olmasına rağmen çoğu zaman suyu şişeden içiyorlar. Ben bunu zarif bir davranış olarak görmüyorum. Belki biraz eskilerde kalmış bir insan olabilirim ancak küçüklüğümüzde bize böyle örnek olunmuştu. Bu yüzden şirketimizde dahi kendi masasında şişe ile su içen bayan arkadaşlarımızın kulaklarına “hanımefendiler bardaktan su içerler” diye fısıldarım. Şimdi hemen şişeden su içenler Okumaya devam et “Su İçmeyi Ne Kadar Biliyoruz”

Yazılarım

Cebimizdeki Cevapları Kasaya Kilitleyebilmek

Hafta sonunda Bebekoloji Konferansı için Bursa’daydık ve etkinliğimiz bitince akşama doğru tam yola çıkacaktık ki karnımızı doyurup öyle yola koyulalım diye düşündük. Yolumuzun üzerinde 8-10 masalı küçük ama çok şirin bir köfteciden içeri girdik ve siparişlerimizi verdik. Siparişlerimizi alan ve servis yapan bir bay, bir bayan personel vardı. İkisi de birbirinden ilgili, samimi ve güler yüzlüydüler. Okumaya devam et “Cebimizdeki Cevapları Kasaya Kilitleyebilmek”