Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, 13.Gün, 9 Mayıs

09 Mayıs 2019 Perşembe

Dönüşe 2 gün kal artık geceleri kesintisiz uyumaya başladık. Sabah 05.00’te uyanıp  simülasyon ödevimizi tamamladık. Sanırım sınıftaki en çok yaş almış öğrenci olsam da diğer arkadaşlardan en genci de üniversiteyi bitireli en az  10 yıl olmuş. Burada vurgulamak istediğim, bizler geçen bunca zamana rağmen hala  zamana dayalı ev ödevleri yetiştirmeye çalışıyoruz 🙂  Tüm öğrenci arkadaşlarıma helal olsun. Artık kahvaltı yapmadığımız için o süreyi daha da verimli kullanabilmeye başladık. Sabah ödevlerimizin ve işlerimizin ardından çıkış hazırlığımızı yaparak öğrenme yolculuğumuza koyulduk.

Bugün de hamdolsun tam zamanında sınıftaydım. Dün söylediğim gibi sınıfın disiplini ve dikkati sanırım son günlerimiz olduğundan iyice dağıldı. Bu durumu karne günlerine doğru yaşanan rehavete benzetebiliriz 🙂 Yine de Türkiye’deki derslerimize kıyasla daha aktif ilgili ve iyiyiz. Hocalar derse geç katılanlara herhangi bir tepki göstermese de anlayana hafif bir soğukluk hissettiriyorlar.

ŞİMDİ DERS ZAMANI:

Bu sabahki dersimize yine en başta Mr. Low geldi ve dünün tekrar egzersizi ile başladı. Konularımız şöyleydi; müzakere dersinde neler öğrendik, zaman baskısı kimin lehine, müzakereyi pozisyon bazlı mı yoksa ilgi bazlı mı yapıyoruz, müzakerede kendi tarafının hedef başarı eşliğinin tarifi ve BATNA. BATNA’dan çok kısa bahsedeyim; açılımı Best Alternative to a Negotiated Agreement. Yani karşınızdaki kişi ya da kurum ile  bir anlaşma olmadığı zaman tercih edeceğiniz elinizdeki en eş değer diğer alternatif nedirin cevabı. Kısacası müzakerede /pazarlıkta anlaşmaya varamazsanız ne yapacağınız veya neler olacağının bilincinde olmak demek. Müzakerede tıkandığımız anda yeni başlıklar ekleyebilmek diğer önemli konulardan.  Bu arada bir de ZOPA’nın ne olduğunu öğrendik.  Açılımı Zone of Possible Agreement, yani anlaşmaya varmanın mümkün olduğu bölge diyebiliriz.

Bugünkü kazanımlarımdan bazılarının alt başlıkları ise şunlar; birlikte anlaşmanın üreteceği değeri bulma, değeri tanımlama, geliştirmeye çalışma, niçin sorusunun ardındaki neden sorusunun cevabını verme.

Konsantrasyonlar biraz azalsa da son 3 gün bu eğitimin bence en önemli bölümü. Bu nedenle aklımda bu öğrendiklerimi bir sistem dahilinde nasıl daha verimli kullanabilirim sorusunun cevabı dönüp duruyor.

Derslerimiz bittikten sonra dinlenmek için otelimize dönüyoruz. Ardından iftar vakti yaklaşınca tercihimizi artık sizin de tahmin edeceğiniz üzere Whole Foods’tan yana kullanıyoruz. Sanırım memlekette iftar yapmayı özlediğimi de hissediyorum. Aslında burada yiyebileceğimiz en az 4-5 çeşit sıcak çorba var, iftarımızı açarken bu detay çok güzel hissettiriyor. Bu  akşam bize okuldan oruçlu 2 arkadaşımız daha katıldı. Sanırım 67 kişide 6 kişiyiz. Kendimize özel seçimlerimizi yapıp, afiyetle iftarımızı yaptıktan sonra çok az yürüyüş yaparak otele dönüyoruz.

Yarın çok taraflı müzakere için önemli iki vaka çalışması ve bunlardan bir tanesi için ön hazırlık ödevimiz var. Ancak sabah erken kalkıp yapmak üzere bugünlük bizden bu kadar, şimdi mışıl mışıl uyku vakti.

Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, 14.Gün, 10 Mayıs

10 Mayıs 2019 Cuma

New York’ta son zamanlar sahur için yatağımdan kalkmasam da gece birkaç kere uyanıp birkaç yudum su içebiliyorum. Fakat dün gece kesintisiz uyuduğumdan, su içemeden niyetlenmiş oldum. Uzmanların ezberlediğimiz su hatırlatmalarını, kendi ağrılı deneyimlerimle bir kez daha anlıyorum. Yeterince su almadığımızda  baş ağrısı çekilmez boyutta olabiliyor.

Erken uyanmama rağmen bu baş ağrısı ile ödevleri yapmaya konsantre olamadım. Bu süreyi otelde baş ağrısı ve yapılmamış ödevle geçirmek yerine okula erken gitmeyi tercih ettim. Sızlanmak yerine harekete geçin felsefesi diyebiliriz 🙂 Sanırım bu davranışımla, yani otel odamda oturmak yerine okula gelerek, neden burada olduğumu aslında unutmasam da kendi kendimi uyarmış oldum. Böylelikle vakit daraldıkça 15 dakika gibi kısa bir süre kendi adıma  başarılı bir çalışma yapıp tam zamanında sisteme Okumaya devam et “Columbia Günlüğü, 14.Gün, 10 Mayıs”

Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, 15.Gün, 11 Mayıs

11 Mayıs 2019 Cumartesi

Nihayet dönüş günü geldi.  Gece yarısı uçağımız var ve ben uçağın çıkış kısmına oturabilmek için gece küçük bir mesai  harcadım. Ancak uğraşım sonuç vermedi ve tam uyumak üzereydim ki, Türkiye’den ekip arkadaşım bir mesaj yolladı ve yerlerimizin  ayarlandığı müjdesini paylaştı. Ayaklarımızı uzatarak daha konforlu bir seyahat yapabilecek olmanın rahatlığı ile yatmış ve sabah ortalama saatimden biraz daha fazla uyuyabilmiştim. Oda arkadaşım  bugün niyetli değildi. O kahvaltıya  gittiğinde  ben günlüğüme  ekleyebileceğim daha fazla  notla  ilgilendim.  Oteldeki check out saatimiz  12:00 olduğu için  onlar kahvaltıdan sonra farklı yerlere gittiler ancak ben daha aheste  davrandım.  Duşumu aldım son hazırlıklar derken odamızdan ayrılarak bavullarımızı otelimize teslim ettik.  8 saat için kişi başı herkesten 10 usd  bavul bekletme ücreti aldılar.  Yıllardır  birçok seyahatimde belkide 100 den fazla  otelde konakladım ancak bu hizmet için ilk defa  para alındığını gördüm.

Ardından  otelden çıkarak Central Park’ta  gezinti için bisiklet kiraladık.  Oldukça keyifli bir deneyimdi. 1 saatten  uzun bir süre  hızlı ve tempolu olmadan keyifle bisiklete bindik, aslında benim için biraz riskliydi ancak arkadaşım çok istemişti ve ben de onun motivasyonunu Okumaya devam et “Columbia Günlüğü, 15.Gün, 11 Mayıs”

Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, Son Paylaşım

13 Mayıs Pazartesi

Merhaba Sevgili Dostlarım;

Artık sizlerle paylaştığım “Columbia Günlüğüm” ün son kısmına geldik. 15 gün memleketten, sevdiklerimizden, işlerimizden uzakta, üzerimizdeki sorumluluklar ile ilgili almamız gereken önemli günlük kararlar olmasına rağmen öğrenme tutkumuz için uzaklarda derslerde dikkatle notlar alıyor, ödevler yetiştiriyor, vakaları çözümlüyorduk. Bu sürede hem gördüklerimizden ilham almaya hem de yeni fikirlere karşı beynimizi daima açık tutmaya çalıştık. Peki nedeni hakkında biraz kafa yormaya ne dersiniz?

8.065 km uzakta, yeni bir şeyler öğrenme gayretini fedakarlık  olarak tanımlamamız sanırım yanıltıcı olmaz. Yaşımız, konumumuz, deneyimlerimiz, yaptığımız ufakta olsa başarılı işler ben bilirimci tavırlara sebebiyet vermemeli. Aksine yeni şeyler öğrendikçe, cahilliğimizi ve hamlığımızı hissetmeliyiz. Belirli seviyelere geldiğimizde yerimizi koruyabilmemizi sağlayacak hatta daha da ilerletecek yeni bilgiler oturduğumuz yerden, çaba sarf etmeden, yalnızca akıllı telefonlarımıza bakarak veyahut ara sıra birkaç kitap okuyarak ayaklarımıza gelmiyor maalesef. Bu kolaya kaçma meselesinden Okumaya devam et “Columbia Günlüğü, Son Paylaşım”

Yazılarım

Olumluya Yorma Kültürümüz

Sevgili Dostlarım;

Bu yazımda bir konu üzerine derlediğim önemli iki kelimenin anlamını paylaşmak istiyorum. Bizlerden daha fazlasını biliyor ya da hayatınızda uyguluyor olabilirsiniz, ancak öyle olsa bile bir kez daha farkındalığımızın artmasında yarar var. Bazen bu önemli ayrıntı dikkatimizden kaçabiliyor ve kendimizi yeni hatalar zincirinin içinde bulabiliyoruz hatta bir bakmışız kör kuyunun içindeyiz ve buradan çıkmakta güçlük çekiyoruz. Günümüz dünyasında fark etmesekte bizleri olumsuz düşünceye sevk eden bir çok yönlendirmeye maruz kalıyoruz. Bu bazen evimizde, bazen iş yerimizde, bazen okulumuzda, bazen ülkemizde yaşanan bir durum ile ilgili olabiliyor. Etrafımızda bir dünya olumsuz düşünceye sahip insan olunca bizim düşünce yapımızda da eksen kayması olabiliyor. Görmediğimiz, bire bir şahit olmadığımız nice olayda insanları suçlayabiliyor, sorumlu tutabiliyoruz. Bu konuda yakın çevremizde destekçilerde olduğunda her şeyden emin olduğumuzu ZANnedebiliyoruz. Lafı uzatmayalım, Okumaya devam et “Olumluya Yorma Kültürümüz”

Yazılarım

Bardağın Dolu Yarısı

Şüphesiz hiçbirimiz mükemmel değiliz  hatta kendimiz ile ilgili bir değerlendirmede çoğumuz kendimizin kusursuz olmadığımızı sözde itiraf ederiz. Her şeyi bilmediğimizi ve daha öğreneceğimiz çok şey olduğunu da söyleriz.  Ancak diğer  taraftan bu söylemlerimizde kendi samimiyetimizi sorgulamadan özellikle hoşnut olmadığımız insanları ağır şekilde yargılamak üzerine bilinçli ya da bilinçsizce konuşur dururuz. Bir de bu insanlar yanımızda değillerse, uzaktaysa hatta bizim yorumlarımızı duyma ihtimalleri de pek yoksa eleştiri cümlelerinde kantarın topuzunun biraz kaçması da muhtemel. Hele hele konu siyasetçiler ise o zaman zaten atış serbest.

Cümlelerimiz “ben şunu sevmiyorum”, “bundan nefret ediyorum” diye başladığında ise bilinç altımızda tamiri pek mümkün olmayan hasarların Okumaya devam et “Bardağın Dolu Yarısı”

Yazılarım

Genç Arkadaşlarımızın CV’lerindeki Sorumluluğumuz

İşveren cephesinde iş başvuruları incelenirken son yıllarda çok moda bir tespit ve rahatsızlık var. Genç arkadaşlarımızın CV’lerine bakıyoruz ve çok sık iş değiştirmelerinden dolayı onları eleştiriyoruz. Hiçbir yerde dikiş tutturamamış ya da iş beğenmiyorlar damgasını vuruyoruz, kendimize göre kök neden olarak ta onların uyumsuzluklarını, sabır etmemelerini, üniversiteyi bitirir bitirmez kendilerini yüksek mevkilerde gördüklerini gerekçe gösteriyoruz. Sonrada işin içinden çıkmak için çok kolay bir savunma cümlemiz daha var; “bu yeni kuşak böyle işte”, “Y kuşağı bunlar” vs vs. Peki niçin çuvaldızı başkasına batırırken kendimize iğneyi bile batırmak aklımıza gelmiyor.

Öncelikle iletişim çağındayız ve internet Okumaya devam et “Genç Arkadaşlarımızın CV’lerindeki Sorumluluğumuz”