Columbıa Günlüğüm, Yazılarım

Columbia Günlüğü, 11.Gün, 7 Mayıs

07 Mayıs 2019  Salı

Dün gece sahura  kadar uyumadığımdan günlüğüme verimli bir zaman ayırabildim ve eklemeler yaptım. Bu arada seçimlerin yenilenecek olmasının gereksizliğiyle ilgili bir dünya haber okudum. Zaten biraz  motivasyonumuz da kaçmıştı. Bunun bir çeşit işletme körlüğü olduğunu bizler görebiliyorken, karar alıcılar nasıl göremiyor anlamıyorum.  Bir taraftan anlamıyorum diye yazıyorum lakin burada aldığımız derslerde de geçtiği üzere, bu tarz kararları alırken ekibin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. İşle yatan iş kokuyor, misle yatan mis kokuyor diyelim kapatalım bu konuyu😊

Saat 03:00’te duşumu aldıktan sonra sahur için yiyeceklerimizi hazırlayıp oda arkadaşımı uyandırdım. Sahurumuzu yapar yapmaz hemen uykuya daldım.  Toplamda 2 saat uyuduktan sonra kalktım buna rağmen hem kalktığımda hem de gün içerisinde Allah’a çok şükür uyku ihtiyacı hissetmedim.

Bu arada Everest yolcularının güncel raporları gelmişti.  Everest yolculuğu bizim ebebek’te başlattığımız “yetenek kazandırma” programımızın ismi. Temel amacımız, gelecekte bizimle çalışacak olan öğrencilerin üniversitelerini okurken eş zamanlı olarak bizim şirketimizde de bir iş deneyimlerinin olması. Bir başka deyişle bizi daha şimdiden tanımış, ilkelerimizi içselleştirmiş üniversite öğrencilerinin gelecekte ebebek kadrolarını hazır şekilde dolduruyor olmaları. Bu konuda umut verici  geri bildirimler var inşaAllah güzel sonuçlara ulaşacağız.

Otelden çıkıp aşağıda karşılaştığımız küçük grupla okula doğru yol aldık. Kampüsümüzün kapısında görme engelli birisi ile karşılaştık ve kampüse girmesine hatta asansöre binmesine yardımcı olduk. Tesadüfe bakın bu kişinin de bizimle beraber 3. kata çıkacağını öğrendik. Aman Allah’ım meğer bu kişi bizim sabah dersimize girecek olan profesörmüş. Kısacası hoş bir tevafuk ve  karşılaşma oldu.

Sabah 09:00’da alıştığımız üzere Mr. Low  geldi ve dün neler öğrendik egzersizini yanımızdaki arkadaşımızla tartışmamızı istedi. Dünkü derste hocamız Bontempo karar anlarımızın özünü, bir nevi grup olmak kötüdür ironisine bağlamıştı. Bu önemli konunun tekrar üzerinden geçmek gerekirse, hocamız grup ortalaması ile grup içindeki kişilerin  bireysel  başarıları arasındaki farkların, grup kararlarının kalitesini düşürebileceği konusuna dikkat çekmişti. Bu bakış açısı, hangi tür kararlar geniş gruplarda alınmalı, hangi tür kararlar daha dar gruplarda alınmalı konusunda bizlere fikir verdi. Fakat öğleden sonra gelen hocamız ise grup olmanın faydalarının ve öneminin altını çizdi. Dersimize başlamadan önce Mr. Low’da bu diyalektiği tüm gece düşündüm, Columbia gibi bir üniversitede öğleden sonra söylenenlerle, sabah söylenenler birbirinin tam tersi. Sizin de buna şahit olduğunuzu görünce gece uykularım kaçtı diye şakayla karışık bizlerin dikkatini çekti. Bu durumda eğitim aldığımız yerin kalite derecesinin, farklı bakış açılarıyla ne kadar yüksek seviyede olduğunu söyleyebiliriz. Zira kaliteli bir zihin yapısının da bu zıtlıkları özünde barındırdığını söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum. Zıtlıklar da iyi bir öğrenme metodolojisi. Bu konuyu Alman felsefeci Hegel’in tez-antitez-sentez mantığı ile de örneklendirebiliriz.  İnernetten bunun için bulduğum yazıda Hegel bunu kısaca şöyle anlatıyor; genel kabul görmekte olan fikre ”tez” denilir. “Antitez” ise genel kabul gören fikre karşı çıkan, onu olumsuzlayan fikirdir. Hem tez hem de anti-tez bu noktada bilindiği ve çarpıştırıldığı için ortaya çıkan yeni fikir bunları bağdaştıran daha sağlıklı, daha bilinçli bir fikirdir; bu üst yeni fikre de “sentez” denilir. İyice pekiştirebilmek için basit örnek bir cümle:

Tez: bardağın yarısı boş
Anti-tez: bardağın yarısı dolu
Sentez: bardağı oluşturan hacmin yarısı su ile diğer yarısı ise hava ile dolu.

Bizim aynı konuda farklı görüş sergileyen bugünkü derslerimizden öğrendiklerimizin ya  da farkındalığımızın artığı konuların özü ise şudur: Önemli konuların tek doğru cevabı yoktur. Bu yüzden proses edilmeli ve kararlar kolektif şekilde verilmelidir. Böylelikle tüm detayları farklı bakış açılarıyla görüp değerlendirme şansımız olacak ve hata yapma riskimiz azalacaktır. Ancak küçük konularda kolektif karar almak zaman kaybına sebep olacağından şirketimizi verimsizleştirir diye düşünmemiz bildiğiniz üzere hatalı olmayacaktır.

Bu akşam WholeFoods yerine Türk restoranına iftara gittik. Burada da protein, karbonhidrat ve sağlıklı yağ açısından iyi sayılabilecek bir öğün tercih ettik. Mercimek çorbası, kebap ve ayran ile iftarımızı yaptık. Karnımız doydu hamdolsun, lakin ortamın bar görünümlü olmasından manevi olarak biraz rahatsız oldum.

Yemekten sonra yürüyüş olsun diye yolumuzu uzatıp Starbucks’tan akşam kahvemizi aldık ve sohbet eşliğinde otelimize döndük. Şimdi mışıl mışıl uyku zamanı.